Yaşamak ve aşkı aramak tıpkı bir sahil gezintisinde taş aramaya benzer.Sahilde binlerce renkte taş vardır.Elinizde zaman geçirip suda sektirebileceğiniz,havaya atıp kumda sürükleyebileceğiniz,sizi tedavi etmeye yarayan taşlar vardır.
Aşkı aramak ise zor rastlanır,çok nadir bulunan bir taş türünü aramak gibidir.
Bazı şanslı insanlar sahil bitmeden bu taşı bulmayı başarırlar,erken veya geç.
Bazıları ise bunu hayatları boyu bulamazlar.Ama bu üzülecek bir şey değildir.
çünkü insan bu "yüce" taşı bulma sorumluluğunu kendi kendine edinmiştir.
Sahilin sonuna kadar huzurlu bir yürüyüş yapmayı,bundan zevk almayı ve elindeki taşlarla vakit geçirmeyi seçmez.bu bir seçimdir.
Aranan ayrıcalıklı taş sahilde bulunmuyor dahi olabilir ama yeni serüvenler yaşama isteği seni cezbeder,bütün sahili bitirmeden rahat edemez insan..yürüyüşüne sessizce devam edersin.
Bu sis senin yaşama motivasyonundur.
Sabahki sis gerçekliğin ışığında yavaşça dağılmaya başladığında perde yırtılır,görürsün
Eline aldığın her yeni taş yeni bir umuttur.
Bazılarının o olmadığını bilir,bir kömür parçası gibi ayırırsın,
bazıları ise bir inci tanesi gibi parlayarak gönlünü fetheder ama zamanla sıkılırsın
bazı mükemmel taşların çizikleri vardır, istemezsin.
Bazen ona çok benziyordur ama ulaşamazsın, bazen o sanarsın ve olanca uğraşırsın
ama neye yarar,sahil daha bitmemiştir hem..
Bir sahilde yürürken heyecan verici bir taş bulamadığın için kendini denizde boğma fikri ne kadar anlamsızsa, yaşamdan beklediğini bulamayıp tatmin olamamaya başladığında intihar etme düşüncesi de bir o kadar saçmadır.