Ve işte söylüyorum.Ve siz bayım,siz de herkes kadar
suçlusunuz.Lütfen bana kızmayın.Ama kabahatın çoğu sizde.Bu sıralar kiminle
konuşsam antidepresan kullanıyor.Ellerinden ayırmadıkları küçük pembe
haplarıyla sıvı mide ilaçlarını fondip yapıp güzel bir ziyafet çekme
peşindeler.Bazıları ise kendilerini çalışmaya adamış..Bunun onları günümüz
dünyevi endişelerinden uzak tuttuğunu söylüyorlar.Para önemlidir
diyorlar..Cüzdanlarını iyice şişirip mutluluğu satın alma
derdindeler.Hayallerinin peşinde koşan bir dolu insan
görüyorum.Yazık..sevdikleri işlerde başarıya ulaşmanın onları mutlu edceğine
inanmışlar.Bir ömrü boşuna harcadılar.Bu amaç uğruna sınırlı zamanları yitip
gidiyor.Güçsüzler patron olmaya bilenmiş.Öyle ki bazıları para için palyaçoluğa
bile başlamış.Ne maskaralık ama! Palyaçolara gülünür mü hiç? Yüzü makyajlı
tuhaf kılıklı adamlar şekilde şekile girerken kargalar bile onlara
gülüyorlar.İşte bu çok onur kırıcı.Belli ki mutluluğu almayı planlayanlar şimdi
mutluluğu satmanın peşindeler.
‘’Merhaba efendim,hoşgeldiniz.’’ İşte bu oyuna
bitiyorum.Spor salonunda gene o adamın sahtekar gülüşlerine maruz
kaldım.Kendimi patron gibi falan mı hissetmem gerekiyor? Benden mutlu olmam mı
bekleniyor? Mide bulandırıcı,bu
sahte gülüş karşıma çıkmaya nasıl cüret edebiliyor.Aferin sana
kukla,gülümsemeni iyi pazarladın.Mutluluk ne zamandan beri alınır,satılabilir
bir şey haline geldi? Ortalık bayat gülümsemelerden geçilmez oldu. Burayı terketmek istiyorum.Salondaki
adamın gülümsemesi beni çıldıratacak,eğer benden güçlü olmasa onu
yumruklardım,keşke olsa fakat bunu yapmaya hala cesaretim yok...