Monday, May 2, 2016

PATRONLAR VE SAHİPLERİ



Ve işte söylüyorum.Ve siz bayım,siz de herkes kadar suçlusunuz.Lütfen bana kızmayın.Ama kabahatın çoğu sizde.Bu sıralar kiminle konuşsam antidepresan kullanıyor.Ellerinden ayırmadıkları küçük pembe haplarıyla sıvı mide ilaçlarını fondip yapıp güzel bir ziyafet çekme peşindeler.Bazıları ise kendilerini çalışmaya adamış..Bunun onları günümüz dünyevi endişelerinden uzak tuttuğunu söylüyorlar.Para önemlidir diyorlar..Cüzdanlarını iyice şişirip mutluluğu satın alma derdindeler.Hayallerinin peşinde koşan bir dolu insan görüyorum.Yazık..sevdikleri işlerde başarıya ulaşmanın onları mutlu edceğine inanmışlar.Bir ömrü boşuna harcadılar.Bu amaç uğruna sınırlı zamanları yitip gidiyor.Güçsüzler patron olmaya bilenmiş.Öyle ki bazıları para için palyaçoluğa bile başlamış.Ne maskaralık ama! Palyaçolara gülünür mü hiç? Yüzü makyajlı tuhaf kılıklı adamlar şekilde şekile girerken kargalar bile onlara gülüyorlar.İşte bu çok onur kırıcı.Belli ki mutluluğu almayı planlayanlar şimdi mutluluğu satmanın peşindeler.
 
‘’Merhaba efendim,hoşgeldiniz.’’ İşte bu oyuna bitiyorum.Spor salonunda gene o adamın sahtekar gülüşlerine maruz kaldım.Kendimi patron gibi falan mı hissetmem gerekiyor? Benden mutlu olmam mı bekleniyor? Mide bulandırıcı,bu sahte gülüş karşıma çıkmaya nasıl cüret edebiliyor.Aferin sana kukla,gülümsemeni iyi pazarladın.Mutluluk ne zamandan beri alınır,satılabilir bir şey haline geldi? Ortalık bayat gülümsemelerden geçilmez oldu. Burayı terketmek istiyorum.Salondaki adamın gülümsemesi beni çıldıratacak,eğer benden güçlü olmasa onu yumruklardım,keşke olsa fakat bunu yapmaya hala cesaretim yok...